Kapıyı açınca rahatlatıcı bir esinti gekdi. Yağmurda uyuyan ağaçlar bu Ocak ayının güneşli sabahında  rüzgarın değmesiyle uyanmış hem dalları hem kendi hafiften dans ediyor.

Acı yansıtmayan, saf bir yüzü vardı. Ağır bir biçimde çalan keman  sesinin ritmine uyuyormuş gibi, çadırından çıktı.Kemikli ince parmaklarıyla gözlerini ovuşturdu. Yağmur, ona bir şarkının sözlerini anımsattı : “Deniz gözyaşlarımla taşacak” diye çekti içini. Ruhu ve içindeki varlığı ona devam etme gücü veriyordu. Yağmur sularına basarak yürüdü, “Allah vekilimdir, mülk onundur” dedi.

Hiçbir yerin bir bölümüydü buralar. Geçmişten kopmuş, gelecekten umarsız. Soğukta, elinde cigarası önünde kağıt bardakta çayı olduğu halde, masada oturan cılız bir esmer kadın. Bilemiyorum, yağmur yağıyordu bir yerlerde belki yolun öbür tarafına. Kuddus kuşu, yere inmiş, bir ekmek kırıntısı için.