Prizrenli Hayriye’nin, gözleri bazan yaş’lanırdı. Islak ve parlak, üzüm buğusu gözleriyle hüzünlü bakardı. Özlemleri geldiği yere idi. Ama ne yapsın “İnsanın kafasını koyup uyuduğu yerden başka bir yeri yoktur” Buralıydı artık. Tertemiz ettiği tek odalı evinde kafalarını koyacakları yastıkları vardı, Kocası ve oğulları çok çalışarak yeterli yiyecak bulabilecekler ve İzmir’de varolacaklardı. Asi oğlu Ferit’e ise […]