Prizrenli Hayriye’nin, gözleri bazan yaş’lanırdı. Islak ve parlak, üzüm buğusu gözleriyle hüzünlü bakardı. Özlemleri geldiği yere idi. Ama ne yapsın “İnsanın kafasını koyup uyuduğu yerden başka bir yeri yoktur” Buralıydı artık. Tertemiz ettiği tek odalı evinde kafalarını koyacakları yastıkları vardı, Kocası ve oğulları çok çalışarak yeterli yiyecak bulabilecekler ve İzmir’de varolacaklardı. Asi oğlu Ferit’e ise çalışmak ters geliyordu. Ferit, cilali ayakkabıları ile, temiz-pak afili bir delikanlıydı.Ferit, arkadaşlarını sık sık eve getirirdi. Hayriye, eli açık bir kadındı. Gençlere yemekler hazırladı. Aile bütçesini zorlayan bu durumu, Ferit’i utandırmak istemediği için evlerine gelen misafirler yanında hep saklardı. Hayriye, iyi kalbli bir kadındı. İnsanlar, her zaman cömertliğini överlerdi ……

 

Yorum bırakın