Apartmanın siyah boyalı kapısında durduğunuzda sanki geçmiş önünüze geliyor hele zemin kata inen merdivenleri inmeye başladığınızda içinizde anlamsız bir duygu ve soğukluk oluyordu. Evin, apartmanın zemin katında oluşu ve yolun yüksekliği odaların karartılanmasına neden oluyordu. Geçmişin üzerinde durmayı eşyalara temas edenlerin hayat serencamlarını hikaye etmeyi önemsiyordum. Köy hayatı değildi bu inişli çıkışlı uğraşı çok alışılmışın dışında yaşanan bir hayattı. Eşyalar yeknesaklığı içinde sukut etmiş sakin halde görünmeyen bir gücün önünde duruyorlarmış gibiydiler. Hangi kapıyı açarsanız açın durgunluk dağılmıyordu. Kapının arkasında biri var mıdır? Kollarını açar sarar mıydı? Feride’nin yüzü bildiğim yüz değildi. Aktı ama seneler içinde tazeliğini yitirmişti. Nazik çizgileri biraz sertleşmiş, sert çizgiler Feride’nin içinde başka bir Feride belki birçok Feride saklıyordu. O da bilmiyordu sanırım olanları nasıl karşılayacağını…Evin dış kapı önüne çıktım. Taşlıkta durdum. Karşı parkta otlar boy atmışlardı.Güneşin ışıklarında, parlak görünüyorlardı.Evin köşesindeki yabani nar, taze çiçek açmıştı…Feride’nin hayatı bir zamanlar gonca gibiydi ve bütün kokusu, içinde saklıydı…
