
Tüm bu karanlık hadiselerin arasında, insanın ünsiyet peyda ettiği, rahmetin tebessüm eden cilveleri vardır. Bu rahmet tebessümlerini seven kişi, maddeperestler gibi her şeyi camid zannetmez. Her şey ona dost, ona ahbaptır. Her birinde hayat emaresi, hareketin harareti vardır. Öyle ya! Hayat varsa yaşam vardır. Hareket, hayat emaresidir. İnsana hayat veren ruh da hayattan süzülmüş Rabbani bir sırdır. Evet, hareket, hayata emare kılınmakla büyük bir sır ona tevdi edilmiştir. Bundan dolayı, mümin kulun hayatında; miskinlik, atalet, cümudet, tembellik olamaz. Olmamalı. Hayatı cehde bağlı kılınmıştır. Nefsi ile mücadelesi de namazı ikame iledir.
Ve her şey kendine has duasını yapar.
Ayet: ” Onların her biri namazını ve tespihini bilir.” der.
Asa-yı Musa s.140 da:” …hayat dahi, bütün o delilleriyle, ayineleri olan bütün zihayatları şahid göstererek Zat-ı Hayy-ı Kayyum’u bildirir…”
…Çünki bilmek hayatın alameti, işitmek dirilik emaresi, görmek dirilere mahsus, irade hayat ile olabilir, ihtiyari iktidar zihayatlarda bulunur, tekellüm ise bilen dirilerin işidir…” yazar.
