Anlatacaklarım, Tepecik’te (Yenişehir) yaşanmıştı. O eski günlerde Tepecik; belki de topluma ters gelen, ama yoğunlukla kullanılan umumhanesi dışında; yeşilliklerin bol olduğu, yaşam alanı ferah bir yerdi. Şimdilerde kıyaslandığında, 1960-1970 yıllarında, Tepecik kaliteli bir yerleşim alanı sayılırdı. Burada bulunanların büyük bölümünü Balkanlar’dan gelen göçmenlerle iç içe yaşayan roman vatandaşlarımız oluştururdu. Bu hikaye, talihin, insan hayatındaki etkisini apaçık göstermektedir.Genelev çalışanı bir kadın, bir çocuğu evlatlık alır. Çocuğa bir de baba lazımdır. Genelevde kapıda duran, marka atan, suratı hiç gülmeyen, nakıs duygulu, zevksiz gecenin mahsulü, meymenetsiz direktör: ”Ben baba olurum”der. Bunun için, kadından yüklü miktarda para bile alır. Resmi nikah yaparlar. Kehribar rengi saçları, iri ela gözleriyle çocuğun talihi evlilikle değişmiştir. Aslında, bu olay, kimse fark etmese de, gelecekteki yaşantının ilk tohumu olmuştur. Kısa bir süre sonra, adam ölür. Ertesi gün kalkmak üzere yatmış, kalkmadan dünyadan çekip gitmiştir. Adamın kimseye söylemediği, herkesten sakladığı, bir dünya kadar malı mülkü vardır. Sonuçta hepsi çocuğa kalır. Adamın, saçları civciv sarıya boyalı, dudakları cırtlak kırmızı rujlu, her zaman giydiği uzun ama iki yandan boydan yırtmaçlı dantel elbisesi ile frapan şuh artist bozması, buraların çalışanı nikahsız karısı, ortalığı ayağa kaldırsa da kendisini boşuna parçalamıştır. Şans talih kader kısmet.. . (Masalımsı isimli kitabımdan)
