Kış yaklaşıyordu.Kara bulutlar, bazen kucağına aldığı yağmuru bırakıyordu.Havanın açık, güneşin hem ısıttığı hem nur gibi etrafı aydınlattığı bir gündü.Çoşo Hayriye’yi kendi çocuklarını, abisinin çocuklarını arabaya bindirdi.Bülbül Deresi’ne götürdü.Yeşillenmiş bitkiler arasında bir ağacın altına oturdular.Ağaçların içinden minik kuşların billursu sesi duyuluyordu.Gelir
ken arabada söylediği Ramizem türküsüne devam ediyordu.” Bir evler yaptırdım be Ramizem sazdan samandan İçine girilmez be Ramizem tozdan dumandan.”

