Hastaydı. yatağa düşmüştü. Çocuktu. Çocuk tutkuları vardı. Güvercinlere tutkundu. İçinde kuşu olmayan, boş bir kafesi vardı, kuş almak için para biriktiriyordu. Ama! Hastaydı işte! Geç kalınmıştı. Kelimeleri tek tek söylüyordu, güvercinlerin havadan getirdiği kelimeleri yakalıyor yine havaya bırakıyordu, ufak,sabi…Kafesine bir güvercin koyamamıştı… Efsunlanmıştı; güvercinlerin, şirin muhabbeti dolanmıştı küçük kalbine.
Abisi, yetimhane ağlayışlarını görünce onu teselli etmek istiyordu.Parka, kuş pazarına götürüyordu. Parası yoktu ki kuş alsın!
Abi kardeş yetimdi. Yaşamak savaşı içindeydiler. Muhabbetleri, şefkatleri; acz ve fakirlikten elemli bir hal almıştı. Bir güvercin bile yakalanmadı onlara! Güvercini olmadı. Güvercin, zehirli şerbeti olmuştu…

Ahmet Coşo’da, çok tutkundu bu güvercinlere. Ne yaptıysa onlar için yapmıştı. Ailesinin iyiliği için bir şeyler yapmıştı ama daha çok güvercinler için!!!

Yorum bırakın