Kurila’daki evimiz Osmanlı mimari modeline göre yapılmış binalar topluluğunun kenar yakasındaydı. Komşu duvarıyla çevrilmiş bir bahçesi vardı. Evden çıkıp yokuş aşağı sallandığınızda şehrin ortasından geçen büyük dereye (Bistrisa) ulaşıyorsunuz.. Belki! Belki de! Yavaş akan derenin kıyısında yaşamak her an gitmeye hazırmış gibi bir izlenim uyandırıyordu. Bundan dolayı – galiba – babamı yüreklendiren kader anlayışına uygundu. Dere, başka yerlere bir çağrı başka ülkeye göçmeye bir davetti. Hayat dayanılmaz olmaya başlayınca, dere de hızlı akmaya başlamıştı. Nedense!

Yorum bırakın