…tarihin yanında uydurma şeylerde vardır.Eğer doğrudan yana iseniz; vücuda getirilenleri, abartılanları ve özellikle Şark kavimlerinin düşünce sistemini hesaba katmalısınız. Bu düşünce sistemi o kadar acip o kadar karışıktır ki; öldürülen bazen suikastı yapandır; katil ise, tahrik edilendir. Bakınız yüzlerce örneği arasından bir örnek alalım:1890 da Ermeni vuruşması esnasında Sivas Fransız konsolosunun zevcesi Madam Karliya’nın yazmış olduğu parlak sahifeler henüz unutulmamıştır.

Bir gün katliam başlar. O zaman konsolos eline bir silah alır, bir silahta zevcesine verir. Her ikisi de evlerinin taraçasına çıkarlar. Fransız bayrağını yarıya kadar çeker, beklemeye başlarlar. Ne kadar Ermeni , ne kadar Hristiyan varsa konsoloshaneye sığınır.Üç ay gerçek bir kuşatmaya dayanırlar!Konsolos sabah akşam bulunduğu binanın damına çıkar nöbet bekler, kuşatma şiddetlendiği vakit nişan alır, ateş eder, yorulup da dinlenmeye ihtiyaç duyunca karısı onun yerine geçer, beklemeye başlar. Bir gece kıpkırmızı alev göklere çıkar. bakarlar Sivas’ın evleri yanıyor. Yangın büyüyerek devam eder. Yağmacılık baş gösterir.O vakit Madam Karliya giyinir, dışarı çıkar, yan sokaklara girer, kadınları ellerinden tutarak evine getirir. Yemek salonunda hepsine birer şilte verir. Yangını söndürmek için eşyasını hazırlar. Ve tekrar ediyorum: Bu hal tam üç ay devam eder. Evet bu sayfayı kimse unutmadı.Madam Karliya bu hareketi sebebiyle Lojyön Do Nör nişanını aldı. Bu madalya hiçbir zaman bundan daha büyük bir kahramanlığa verilmeniştir. Lakin bu olaylara ait  daha bir takım geniş bilgiler vardır ki genelde bilinmez. Bu tafsilat Madam Karliya’nın hareketindeki büyüklüğüne gölge düşürmez. Yalnız o zamanki hadiseyi garip bir şekilde aydınlatır. Bunlar konsolosun resmi raporlarında olduğu halde katiyen açıklanmamış, gizli tutulmuştur. Mösyö Karliye, konsoloshane taraçası üzerinden çatışmaya devam ettiği sırada; bir gün, kulağının ta yanından bir kurşunun vızıldayarak geçtiğini duyar, kurşun arkadan geliyordu. Şüphesiz ki evde bulunanlardan biri tarafından nişan alınarak atılmıştı. Arkasına döner, kendisine çevrilen silahı, daha namlusundan dumanları çıkarken görür. Ateş edeni anlar. Bu bir ermeni idi. Halbuki konsolos bu ermeniyi şüphesiz ölümden kurtarmıştı. Üç gündür kondoloslukta yatıyor, orada besliyordu.Herifin üstüne yürür,der ki:” -Bedbaht! Ne yaptın?Ben sana iyilik yaptım, hayatımı tehlikeye koyarak seni ve arkadaşlarını koruyorum.Öyle iken nasıl elin vardı da beni öldürmek istedin.” Ermeni diz üstüne düşer!” – Evet doğru. Seni öldürmek istedim.Çünkü kendi kendime dedim ki:Fransız konsolosunun öldüğü haber alınır alınmaz, Fransa hemen buraya asker gönderir,Türk hakimiyeti de biter.” diye cevap verir.İşte katliama hedef olanların düşünce yapısı.Şark olayları hakkında bizde oluşan fikir ve inanca ne kadar karşı bir durum…Biz yalnız bir tarafta kan döken cellatlar, diğer tarafta masum olan, öldürülmüş kimseler görüyoruz…Gerçeği bütün açıklığıyla hatta buruşuk katlarına kadar öğrenmek lazımdır…(Kırmızı Siyah Kitap…latinize ettim, sadeleştirmesini yapıyorum)

Yorum bırakın