Kastal çay ocağının önünde oturuyorum. Ramazan işte, vakti bekliyorum. İki kadın, geldi, salça da satan çay ocağı sahibi Şaban’dan tatlı salça istedi. Şaban, salçayı tartarken, kadınlardan biri, yanıma gelip” Size bir şey sorabilir miyim? “” Tabii buyrun”” Siz Kemeraltı’nda işporta yaptın mı? Kazak sattın mı?”.,”Evet” “Annemle senden çok kazak aldık, annemle, çarşıya gidince, kazak almak […]

“Akşamın Beyazları” Mahalleye akşamüstü çökerken, güneş son ışıklarını eski evlerin sıvalarına bırakıyordu. Çatının ucuna konmuş beyaz kuş, sessizce etrafı süzüyordu. Sanki bir haber getirmişti uzaklardan, ama henüz kimseye söylememişti. Yolun ortasında oturan beyaz kedi, kuşa doğru bakıyordu. Gözlerinde bir tür bekleyiş vardı; ne merak ne korku, sadece bilgece bir sessizlik. Bu kedi mahallede herkesin tanıdığı, […]

Ahmet Coşo,asimilasyon  içine düşmedi. Geldiği gibi aynı kaldı. Buralarda yaşayışı Pirüsvari idi. Ailesini mezellete düşürmemek için, mezelletin acı şarabını içmemek için, biz çocuklarını yükseklere kanatlandırmak istiyordu. İstiyordu, düşünsel olarak kafesi kıramadı. Dosdoğru adamdı. Benim düz kütüklüğüm buradan gelir.

.. günler bazan alev alev yalaz yakıyor bazan sanki canavar çelik dişleri olan dişleri arasında ufalayan bazan tatlı bir buse alnına dokunan günler bir an-ı seyyale akıyor gidiyor gelecekten geçmişe günler bu hay huy arasında taşa oyulmuş güzellik olmalı olsun.

Görmek, güzel bir işlev . İnsanın doğayla kaynaşması. Hayatımız bakışkarımızla şekillenir. Yağmur, kar, güneş, bizim için. Renkler, tüm parıltısıyla bizim. Yıldızlar, gören için ışıldar, çiçekler görülmek içindir. Şehrin gece ışıkları ve tebessüm eden çocukları bizim için!