*****
Bu şehir benim şehrimdi. Bulabildiğim eski bir deniz şortu ile, yalın ayak Kemeraltı’ndan yürüyerek Konak’a yüzmeye giderdim, o gün mahallede olan arkadaşlarımla. Konak’a yaklaşınca İmbat; deniz kokusuyla gelir yüzümüze çarpardı. Osuruk Osman, Nanay, Abdülbaki, Yaşar; kıyıya varınca – kıyı saat kulesinin az ilerisi, belki 50 metre – hiç beklemeden suya dalardık. Beyaz donlarımızla dahi yüzdüğümüz olurdu. Beyaz don ıslanıp tenimize yapışsa da fark etmezdi. Balıklama atlamayı öğrencem diye suya karın üstü atlamaktan karnımda ağrılar oluşurdu.Yüzmeyi Konak’ta, az boklu bu suda öğrendim…Güneşin yaktığı tenim, kararmış, güneşten boya almış olarak mahalleye gelirdim. Yaz günleri uzun, hava kararmadan, biraz yorgun daha çok acıkmış olarak, eve girerdim. Arkada bıraktığım gün, bir rüya. İçim güçlenirdi denize girdiğim o gün…( Mezarlıkbaşı Soğuk Sokak isimli kitabımdan sayfa: 87 )

