Yürüdük kalabalığı yara yara…2.Beyler sokağının başında şerbetçiden Demirhindi şerbeti istedim. Annem kırmadı, o da içti…Annem dönelim artık diyordu. Ara sokaklardan, kestirmeden gitmek zorundaydık. Yoksa geceye kalırdık. Köşe başını tutmuş olan Hafız’in sokaktan (1. Beyler ) daldık. Hafız, hiç kalkmadığı alçak iskemlesinde oturan, yüzü – çiçek hastalığından delik delik – olmuş kör bir insan. Tablası dizlerinin üstünde. Sesi, hafif titrek, yalın, acındırmasız. ”Çakmaklara gaz. Çakmaklara gaz. Ayna var tarak var”…Ben onu Kuran okuyan hafız biri olduğunu, adını da buradan aldığını bilirdim. Esas adı Mustafa Ayrıközü’ymüş. Manastır’da doğmuş. Ailesiyle birlikte İzmir’e göçmüşler. Beyrut’da tıp öğrenimi görürken Fransızların Antep’i işgal etmeleri üzerine okulunu yarıda bırakarak savaşa katılmış. Antep’de Fransızlara karşı Musul’da İngilizlere karşı savaşmış.Savaşta sağ gözünü kaybetmiş o halde savaşmaya devam etmiş ve esir düşmüş. İmkansızlıklar yüzünden sol gözü de mikrop kapıp görmez olmuş. Savaştan sonra İzmir’e dönmüş ve 60 yıl Kemeraltı Konak sinemasının 20 metre ilerisinde duvar dibinde önünde tablasıyla alçak iskemlesine oturarak kimseye minnet etmeden ekmek parasını kazanmış… Biri tablaya para koymuştu. Parayı aldı yere attı.”Çakmaklara gaz çakmaklara gaz.” Ege bölgesinin en hareketli çarşısı, Kemeraltı’nda, Benzinci Kör Hafız ismiyle tanınıyordu…

