Bugün hava güzel. Aydınlık bir gün. Birkaç gün yağan yağmurlardan sonra güneş yüzünü gösterdi. Öğlene doğru evden çıktım. Parkın içinden yürüyorum. Hava da içimi ferahlatan hoş bir koku var, toprak kokusuyla beraber.
Parkın bitiminde çöp konteyneri var. Yanında, çöpe atılan koltuğun kenarına Çeyrek Efe oturmuş, sigarasını içiyor.
– Efem, ne haber? Koltuğa kurulmuş, sigaranı içiyon, ne güzel.
– Güneş ısıtıyo. Koltuk da var. Memleketimiz güzel hemşerim. Televizyonda görmüyon mu; su, apartmanları götürüyo. Biz cennette yaşıyoz. Ama kıymetini bilmiyoz.
– Bilen vardır.
– Var da az.Sen nereye?
– Öle gidiyom.
– Selametle.
Çeyrek Efe bu! Farklı. Farklılığı, hayatın ona öyle gelişinden.Kendi, kendinden kurtulmuş. Hıyanetleri, kötülükleri, aşkları ve dostlukları gerilerde kalmış.Hepsini bir kenara atmış, bırakmış.
Efe, şu anda seksen yaşında. Gözlüksüz okuyor veya okuyormuş gibi yapıyor. Karşılıklı muhabbetlerde bir sıkıntı yok. Rahat konuşabiliyorsunuz.
Bir seferinde:
– Efem eşin yaşıyor mu? diye sordum.
– On sekiz sene önce ayrıldık.
– Neden?
– Sahte çıktı!!!!!!

