Çeyrek Efe; burma bıyıklı,feri gitmemiş ufak kahverengi gözlü.Ufak boylu,ufacık bir adam.Seksen yaşında olduğunu söylüyor ufak adam. Sağ ayağı aksıyor. Bastonu var,ağaçtan. Camiye girerken, bastonun yere değen ucunu, halıları kirletmesin diye ters çevirir ve bir kıyıya koyar. Ayakta kılar namazını….Çeyrek Efe, İngiltere Kraliçesi Elizabet Teylor’dan( bu isimde kraliçe var mı?) hediye olarak altın saat almış. Umuyorum tek bir tane yapılmıştır ona verilen saatten. ” Nasıl aldın saati?” ”Ben istihbaratçıyım hemşerim.Türkiye’den on bir kişi kaçmış İngiltere’ye, oranın polisi yakalayamamış. Ben gittim yakaladım. Onun için verdi bana kraliçe altın saat.” ”Kaçanlar kim ya Efem?” ”Pis adamlar”. ”Vay helal olsun”.”Sen bakma benim böyle ufak tefek olduğuma; ben Hazar denizinde, karşıdan karşıya yüzmüş adamım. Kimse yüzemiyodu ben yüzdüm. Madalya verdiler ” ”Helal sana Çeyrek Efem” ” Eeee ne sandın! Hazar denizinde yedi kişiyi kurtardım ben” ” Hadi be!Nasıl oldu?” ” Yüzme bilmiyolarmış. suya girmişler. Baktım boğoluyolar. Atladım.El ele tutuşun dedim.Hepsini kıyıya çıkardım!!!!!!!” ”Ben Portekiz Everest’e Türk bayrağı diktim.Biliyon mu kaç metre yüksek.” ”Yok bilmiyom” ”8852 metre yüksek hemşerim.” ” Vay be Çeyrek Efem; Allah’a Emanet ol” ” Sen de Allah’a emanet ol”…….(hikayeleri devam edecek – arkası yarın )

