Fatoş, gelin olarak geldiği bu evde on sekiz yıldır oturuyor.Fatma teyzenin her şeyi. Kızı demek abartı olmaz. Fatoş hep oralardadır. Fatma teyze duvara vursa, duyar;koşar, gelir. İyilik rüzgarlarının büyüsü vardır onda. Kalbinin kaygusu yok; kötülükler ondan uzak, gerilerde kalmış.Yardım severlik onunla, kocası Yüksel’le beraber. Fatoş adıyla ön plana çıkmaz. Ama hep önlerdedir …..Fatma Teyze, bütün gün evinde, eğik gölgeler içinde zemin kattaki dairesinde oturur dururdu. Evin içinde işlenmezdi de. Keşke uğraşsa, kolundaki bileziklerinin sesi, musiki gibi gelse…Geçti artık…Bahar mevsiminde hastalandı. İyileşir mi? Allah isterse iyileşir. Yıllar önce baharın fısıltısı içinde geldiği bu şehirde tomurcukların tozlu toprağa döküldüğü rüzgarlı bir günde; duydum, hastaneye kaldırmışlar…Sabaha karşı fenalaşmış, ambulans gelip götürmüş. Hava kararmıştı, ben hastanenin yoğun bakım ünitesine girdiğimde. Fatma teyze, ölçüm aletlerine bağlı, yüzü beyazlaşmış yatıyor…Gözlerini açmadı. Onu sımsıkı tutmaya çalışan Fisun başındaydı.Tülin’de gelmiş hiç gecikmeden…Ay çıkıp hastane bahçesini aydınlatmıştı…Gece boyu beklenecek. Ama ne?Fatma teyze mi? Hastane mi? Arada acil servisin karşısında bulunan kantinden, çay alıp içiyorum. Oturuyorum. Ne yapayım?. Dudaklarım belli belirsiz kıpırdıyordu bazen.”iyi olur inşallah.” Tülin’in gözleri irileşmiş.İrileşmiş gözlerinden kalbinin gayret ve umut istediği anlaşılıyordu. İçeride yatak üstünde yatan onu doğurup büyütendi; canıydı. Onun ayağa kalkacağını, evlerine beraber gideceklerini düşünüyordu, kesindi bu, biliyorum, bunu istiyordu. Her şey allak-bullak olsa da;  soğuk gecelerin sonunda, güneş doğar. Ve içimden ”Fatma teyzenin çocuklarının gönüllerine göre, ışıltılı bir sabah olmasını umut ediyordum……(devamı İKİ KADIN isimli kitap da,,,,yakında biter inşaallah)

Yorum bırakın