hdr

Burda gece, mavimsi karadır, gündüz, ateş mavisi. Yakıcı güneşe karşın, ürpertici rüzgarı vardır. Bodrum güzel yerdir. Görkemin, rüyanın şehri. Gören büyüsüne kapılıverir, bir daha görmek ister. Her köşesi görünümüyle güzelliğin resmini çizebiliyor. Seyrederken büyüsüne kapılırsınız. Yalnız insanları doğuştan kaba ve yalındır. Bodrum’un bakir  olduğu, orijinal evlerine benzeyen beyaz boyalı beton evlerin tek tük olduğu o dönemde Bodrum Ortakent’e (Müskebi) gittik. Köy, kendine özgü mimarisi ile kireç badanalı taş evlerle dolu.Tahta sandalyeli ve peykeli köy kahvesinde akşamları muhabbet ediyor, yorgunluk çayı içiyorduk. Kahvehanenin karşısında, eskiden ilkokul olarak kullanılan iki katlı taş binanın yanında, menengiçin altında sarı renkli üç taksi ardı ardına duruyordu.Yerli turist taksiye binecek. Değnekçi, kahvede oturan şoför Kör İbrama seslendi. Kör İbramın elinde bir baston eksik, kapkara gözlükle geliyor. Müşteri: -Sağlam yok mu? diye tepki gösteriyor.Değnekçi: -Tamam abi. Çeyrek Efe gelsin. Müşteri: – Ya düzgün biri. Değnekçi: – İt Memet sen gel… İt Memet, akşam düğünde kafayı çekmiş. Köy meydanındaki düğünde köyün kızları ”Keklik” adlı türkü eşliğinde oynarken kızların arasına dalmış, yaptığı bu hata yüzünden, bir kamyon sopa yemişti.Topallayarak geliyordu.(Masalımsı adlı kitabımdan)

Yorum bırakın