Çoğu penceresi karanlık, ışıkları anca kendini aydınlatan karanlık bir girişi olan üç katlı eski bir yapıydı. Giriş kapısının yanında yanmayan neon lamba, bir yığın ideogram altında UCUZ OTEL yazıyordu. Mekanik elini sanal cüzdanına attı, fazlaca dijital parası yoktu. Bu gece yatacak bir yer bulmalıydı. Bu cami deposundaki bir tabut bile olabilirdi. İçeri giri resepsiyona yanaştı. […]
İstanbul’dan Gelen Hediye Paketi arkadaşım getirmişti paket İstanbul’dan gelmiştş. Merakla açtığımda içinden işlemeli bir seccade, bir tesbih ve özenle örülmüş atkı çıktı. Paketin göndericisi, çok sevdiğim arkadaşımın saygıdeğer annesiydi. O an yüzümde bir tebessüm belirdi. Çünkü bazı hediyelerin değeri eşyanın kendisinde değil, taşıdığı gönülde saklıdır. Yaşlı ve saliha insanların bir başka bereketi vardır. Hayatı görmüş, […]
Küçük bir köyde, sessiz bir gün doğdu. Gök grimsi, yol ıssızdı. Bir çocuk, elinde eski bir defter ile yürüdü. İçinde hiç söz yoktu. Yine de çocuk, her gün o defteri götürüp geri getirirdi. Bir gün, defterin ilk yüzünde silik bir iz belirdi. Çocuk gülümsedi. Çünkü biliyordu: Sessizlik bile bir gün öykü olurdu.
Gece çöktü, sessiz sokak üstünde ince bir sis yürüdü. Küçük bir çocuk, elinde eski bir not ile evden çıktı. Notu kim verdi, hiç bilmiyordu; üstünde tek bir cümle: “Gölü bul.” Çocuk, ürkek gözlerle yolu izledi. Rüzgâr, ince bir ıslık gibi ötüyordu. Bir süre sonra, önünde küçük, gizli bir göl belirdi. Su öyle duru, öyle sessizdi […]
Şehrin sokaklarında yürümek, sadece bir yerden bir yere gitmek değildir; zamanın içinden geçmektir. Her kaldırım taşı, bir zamanlar aceleyle yürüyen birini hatırlar; her eski bina, duvarlarında sakladığı hikâyeleri fısıldar. Bir köşe başında geçmişin sessizliğiyle karşılaşırsınız, birkaç adım sonra bugünün gürültüsüyle. Şehir turu, aslında bir keşiften çok bir bağ kurma yolculuğudur. Eskiyle yeninin iç içe geçtiği […]