Ormanların kendimiz ve dünyamız için ne kadar yararlı olduğunu bilmemiz gerekir. İçinde yaşayan canlıları, en az kendimiz kadar sevmeliyiz. Ormanların da ruhu vardır. Yeşillikler içinde dolaşırken, eğer biraz dikkat ederseniz ormanın da bir dili olduğunu hemen fark ederseniz. Rüzğarın değmesiyle yaprakların raksını, toprağın da Yarada’nın isimlerinin cilvelerini görürsünüz. Orman, çiçeklerinin renkleriyle sanatkarını gösterir. Öyle ama, insanoğlu işte! Adamlar, baltaları ellerinde, ormanı kesmeye geliyorlar. Bunu gören genç ağaçlar, çok tedirgin olmuşlar. Yaşlı ağaçlara dönüp: – Bir çaresi yok mu? Ne yapabiliriz? diye titreyerek sormuşlar. Yaşlı ağaç: – Bir şey var ki! Durmuş, düşünceli, çaresiz. – Yapacak bir şey yok. Çünkü baltaların sapı bizden, içimizden biri, bizi satmış..Masalımsı syf 21

