Kahveye geldim. İsmail Abi orada. Oturmuş gazete okuyor. Pala da gelmiş görevini yapıyor.Pala çoğu kez uğrardı. Kahve önü, kaldırım dahil süpürüyor,tek bir sigara izmariti bırakmıyor. Sonra içeri girdi, kahvenin tuvaletini temizlemeye başladı. Epey bi temizledi. Çaycı Ali:- Yeter artık gel çayını iç.Çayı masaya koydu. Pala sandalyeye otururken çay parasını çıkarıp masaya bıraktı.Çaycı Ali:- Boş ver parayı. Çay benden. Bu ara kahvenin sahibi geldi. O da: -Verme, olur mu, her tarafı temizledin çayı bizden iç. Pala ısrarları hiç duymadı. Çay parasını inatla ödedi.Çaycı Ali._ Pala bu yahudileri ne yapıcan? Giderken paraları da götürdüler. Pala:- 1947 de hepsi gitti. Çaycı Ali:-Ne biçim litrelik yapardınız demi, aynalı.Pala:- Yarım litre, bir litre ,beş litre, on litre.Çaycı Ali:-Güğümde yapardınız.Pala başını salladı.Ben anlamadım.- Ali abim ne litresi? Çaycı Ali:- Havra sokağında tenekeciydi bunlar. Yetiştiremiyolardı. O zaman galvanizi nerde bulucan.Galvanizden yaparlardı.Yapılan satılıyodu.- Pala yapıyomudu?İşi biliyo mu? Çaycı Ali.-Bilmez mi ya! Pala iri taneli tespiğini çıkardı.Çaycı Ali.- Hani bana tespih hediye edicektin.Pala.- Edicem.Çaycı Ali.- Bunu ver.Pala.- Yok.Çaycı Ali.-Söz ver emekli maaşı aldığında bana bi tesbih alıcağına. Palada ses yok.Çayını içti kalktı.Çaycı Ali.-Akşam gelicen mi? Pala:-İnşaallah.Çaycı Ali.- Bak inşaalah diyo çayı da ramazan diye dışarda içmiyo..-Helal olsun…Pala bu sıcaklarda bile dekorunu bozmuyor. Kazağı, üstünde ceketi, başında yün beresi..Palanın, sanırım kardeşleri de var. Havra sokağında tenekeci dükkanları varmış. Şimdi kiradaymış dükkanlar. Pala kirasını alıyormuş.

