Gecenin karanlığı gündüzü içine dürerek, devran dönüyor. Hayat nehri şimdiki hali maziye bırakarak; günler, haftalar, seneler, seylap oluyor; zaman, akıp gidiyordu. Manevi duygularla fazlaca ilinti kurulduğu Ramazan ayı geldi…Kış olması iyi,günler kısa, iftar çabuk oluyor. Manevi hava kendini hissettiriyor. Berduşlar dahil genelde herkes özen gösteriyor, dikkat ediyordu. Karşılıklı küfürler dahi azalıyor ramazan sonrasına erteleniyordu. Ben orucu öğlene kadar bazı günler tutuyordum. Annem”Bir başında, bir ortasında bir de sonunda tut tamam olur”diyordu. Bir sefer tam gün tutmuştum. Akşam iftar hoş olurdu. Ramazan bereketli, soframızın etrafında dizilir çala kaşık iftarımızı açardık…İyi olurdu be , hem de çok iyi. Yiyeceklerin tadı iki kat artmış olurdu…Ve aile hep bir arada…Her gün olmasa da çoğu teravihe gidiyordum. Namazı çabuk kıldıran hocaya denk gelmek isterdim. Hisar camisinin büyüklüğü, süslemeleri ve onun gece vakti ışıkları beni çekerdi. Gece mavisi içinde semaya yükselen dualar şehrin üzerine rahmet dökerdi. Orta kubbenin altında dururdum namaza…Mutluluğun sıcaklığını üstümde hisseder, çocukluğun tez canlılığıyla namazın bitmesini, mutluluğu da dışarı taşımayı düşlerdim.

