Sert adamdı, ağaç kalası gibi ama dosdoğruydu. Öldüğü gün, sevinen bir ben miydim? Şiddetten sakinliğe geçmiştik. O da, çılgın dalgalardan kurtulmuş, sakin limana varmıştı.
Yeşil örtüsü, kalastan kesilerek yapılan tabutu tanıdıklarının elleri üzerinde mezarlığın kapısından girerken, havada sürü halinde güvercinler belirdi. Onun kuşlara olan sevgisine karşılık verircesine uğurlamaya gelmişlerdi. Son mekanına meleklerin şefkatinden başka bir şekilde varamayacaktı. Toprak yuvasına yatırıldıktan sonra eş-dost ahbab uzaklaşıp gidecekti. İmam son tilavetini yaptı.
Sanıyorum, mezaristanın çok yerinde beyaz, temiz, elbiselerini giymiş, sukut içinde oturan iyi meleklerle dolu olduğunu hayal edemezdi. Coşo zamanın olmadığı sonsuz bir yere gitmişti. Hayatı boyunca, hayatın yükünü omuzlarında taşımıştı, işte şimdi onu omuzlarda taşıyarak son mekanına getirmişlerdi.
Umuyorum, iki yanı çiçeklerle süslü uzun bir yolda, yapılmış evlerin balkonlarında asılmış olan çerçevelerin içindeki Kur’an ayetlerini izleyerek yürüyordur.
