Tren istasyonundan indiğinde yabancı bir şehrin serin rüzgârı yüzüne vurdu. Valizini sıkıca kavrayıp kalabalığa karıştı. Gurbetteydi; her yüz yeni, her sokak bilinmezdi.
Bir süre sonra çalışmaya başladığı dükkânda dostça gülümseyen insanlar tanıdı. Hüzün, yavaş yavaş yerini sıcak selamlara bıraktı.
Aylar sonra kazandığı parayla annesine küçük bir hediye gönderdi. Paket açıldığında, anne gözyaşlarıyla gülümsedi; uzaktaki çocuk ise, telefonun ucunda o sesi duyunca içindeki bütün gurbet bulutları dağıldı.
