Okulların ilk günüydü. Küçük kızımız Sibel, okuluna gitmek için evden çıktı. Kızımız evden sağ ayakla çıkmasını söyledim, annesine de bildiği tüm duaları okuyordu. Sibel ‘in arkasından Hans’ da çıktı. Yarım saat geçti geçmedi, kapı zili ardı ardına çalmaya başladı. Gelen kızımız Sibeldi. Ağlayarak içeri girdi. Titriyordu. Ne oldu demeden Hans’a araba çarptı, öldü dedi. Hanım ağlamaya başkadı. Büyük kızımız da. Ev halkı Hans’ı seviyorduk.iyi misafirimiz kaybetmiştik. Sibel’e kaza nerde oldu diye sordum. Onu da yanıma alıp birlikte kazanın olduğu yere gittik.Polis gelmişti. Araba sahipleri de resimler çekiyor tutanağı hazırlıyorlardı . Hans’a çarpan araba, çarpmamak için fren yapmasına rağmen çarpmış , direksiyonu sağa kırdığı için de park eden arabaya çarpmış.  Hans yerde yatıyordu. Sevimli kedimiz ölmüştü. Sibel sessizce ağlıyordu. Kaza işte! Oldu mu olur! Hans, Sibel’in arkasından çıkmasaydı, o araba oradan geçmeseydi kaza olmazdı diyicem ama sadece demiş olurum! Okul yakın olduğu için her zamanki gibi Hans Sibel’in arkasından çıkar okula kadar eşlik ederdi. Hans’ı aldık, evimizin karşısındaki üçgen parkın bir kenarına gömdük. Baş ucuna büyükçe bir taş koyduk…

Yorum bırakın