……..Ben umarsız. Üstümde yakası suni kürklü, çok cepli, kum beji, kısa kumaş palto var. İçerisi dolu. Ben paltoyu çıkardım, katladım yere minder gibi koydum üstüne oturdum. Ortam beni sıkan türden fazla protokol. Olsun. Sonuçta Türk sanat müziği dinleyeceğim. Filiz’de basamağa oturdu. Sıkıntı yok. Sundukları müzik ziyafeti enfesti. Aralarda, tek sahne alanlar oldu. Bazılarına arkadan vokal yaptılar. Boşlukta duran yıldızlar peyda oluyordu gözlerimin önünde-Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar- bazen akşam güneşinin battığı enginlere gittim usulca – Enginde yavaş yavaş, günün minesi soldu – bazen fısıldaşan suları dinledim akşamın hüznünde – Su uyur fısıldaşır gider yare ulaşır- ve çok sevdiğim – Akşam oldu hüzünlendim ben yine-. Salon genişledi, büyüdü büyüdü şeffaf çiçekler gördüm parlıyordu, bilmem ne zamana dek gözlerimin önünde, sonra kayboldular. Sıkıntı ve birbirine benzeyen günlerin biraz eğlenceli hale geldiği vakitlerdi böyle eğlenceler. Benim için eğlenceydi. Bir sevinç bir sürur hissedip, ferehımı gösterip çok kere tebessüm ettim. Sündüs-misal libaslar giyip mi geleydim? Ruhum temaşa ediyor, bu yeter. Ben bundan çok mutlu oldum. Binler safalarda iken son buldu konser. Arabanın yanında buluştuk. Ersoy bizi arabanın yanında bekliyordu.
