Her şehrin dili vardır. İçinde yaşayanlarla  konuşur. Onlarda şehri konuşur. Toplumların kurduğu şehirler o toplumların, kişiliğini, medeni değerlerini ve inançlarını yansıtır. Her şehrin ruhu vardır. Ama bu ruh modernite ile ölmüş gibidir. Modern diye yutturulan beton binaların çokluğu insanları sıkar; sıkar ne, adeta boğar. Arar insan  yeşili, suyu güneşi. Rüzgarı duymak ister. Nafile bekler penceresini perde ile kapattığı odasında… Eski güzel şehirlerimiz, ruhu olan şehirlerimiz yoktur artık. Zaten şehir kent olmuştur. Her şey kentleşme çabası içindedir. Açıkça bir bozulma vardır. Modernleşme adı altında bizim geleneksel şehirlerimizi yok etmişlerdir.

Eski kireç badanalı evler sıcaktı. Apartmanlar soğuk.Sert çizgilerden oluşan mekanlar insanı yoruyor.

Beton yığınları arasında açan bir çiçek görürsek sevinelim.

Kaybolan Şehir

………

Firuze kubbelerle yalnız bizim şehrimizdi o,

Yalnız bizimdi, çehre ve ruhuyla biz’di o.

Üsküp’ki Şar Dağ’ında devamıydı Bursa’nın.

Bir lale bahçesiydi dökülmüş temiz kanın.

…….

Şiir: Yahya Kemal

 

 

Yorum bırakın