Bugün Balkan kavimlerinde özellikle İslav’lar da dini taassup ve ırkçılık ortaçağdaki ile aynı derecededir. Halkı, özellikle bu halde tutmaya çalışan krallar, hükümetler ve politikacılar, bu savaşta dini hissiyatın önemini bildiklerinden bunu hep ön sırada tutmuşlar ve kendilerinde Piyer Lermit’in, ihlas ve samimiyeti bulunmadığı halde, milletlerine devamlı “”Allah böyle istiyor” emrini empoze etmişlerdir…İslam topluluğu; daima, başarıyla yerine getirdiği fetih ve istila savaşında “İlahi Kelimetullah” gayesini takip etmiştir.Fakat hiçbir zaman Hristiyanları katletmemiş, Hristiyanların ırz ve namusunu helal kabul etmek gibi İslamiyet’in fazileti namına icra etmemiş ve hiçbir zaman İslam dininin zorla kabul ettirilmesi prensibini İslamiyet’ten saymamıştır…İslamiyet, asırlar boyu şu esas metni korumuştur: ” Her nereyi Ehl-i İslam hakimiyetine almış ise ora halkı Müslümanların itikadına, ahlakına, insan ilişkilerine, davranışlarına, aralarındaki kardeşliğe elhasıl İslamiyet’in tesis ettiği medeniyete bakarak kendi inanışlarının ve buna bağlı olarak yaşantılarındaki yanlışlığı anlayacaklar ve er geç İslamiyet’i kabul edeceklerdir.”
..Müslümanlar bunun böyle olacağını çok iyi biliyor ve Cenab-ı Hakk’ ın himaye ettiģı bir dinin güzelliģini, insanlığa göstermekle yetiniyorlatdı. Bunun için Orta Çağda ve Yeni Çağın başlangıcında Müslümanlar savaşlarda aldıkları memleketlerin, halkına karşı mert ve adil hareket ediyorlar o zamana kadar savaşlarda hüküm sürmekte olan katliamları, büyük cinayetleri yapmayarak insanların kalblerini kazanmaya muvaffak oluyorlardı.İşte İslamiyetin; insanların kalblerinde bir güneş gibi parlamasının nedeni; adil, merhametli ve siyasetlerinin açıklığından dolayıdır.( Hilal ve Haç bölümünden kısa bir alıntı)
